Bugünün küçük anı yarının hatırası olur
“Çocuklar hep küçük kalmaz. Bugün senden ilgi isteyen şey, yarın bir anıya dönüşür.”
Bu düşüncenin değeri güzel bir söz olmasından çok, günlük hayatta kolayca tanınan bir insan anını anlatmasındadır. Dışarıda dramatik bir şey olmayabilir; fakat içeride bir seçim oluşur: alışılmış tepkiyi tekrarlamak mı, yoksa artık işe yaramadığını görmek mi?
Ebeveynlik çoğu zaman büyük olaylardan değil, yüzlerce küçük “yanımda ol” çağrısından oluşur: “bak”, “dinle”, “benimle kal”. Çocuk, yetişkinin dikkatinde kendisine yer olup olmadığını bu anlardan öğrenir. Bir resim, okuldan anlatılan küçük bir hikâye ya da oyun isteği, iş ve günlük sorumlulukların yanında önemsiz görünebilir. Çocuk içinse o an “Seni dünyama almak istiyorum” demenin bir yolu olabilir.
Hiçbir yetişkin her dakika hazır olamaz. Amaç kusursuz ve kesintisiz ilgi değil, güvenilir bir geri dönüş sağlamaktır: “Şimdi yapamam ama on dakika sonra seninle olacağım” deyip gerçekten dönmek. Pratik değer, düşünce davranışa dönüştüğünde ortaya çıkar. Önce gerçeği adlandırmak, onu otomatik tepkiden ayırmak ve bugün hangi küçük adımın durumu daha dürüst, daha hafif ya da gerçekten önemli olana daha yakın hâle getireceğini sormak gerekir.
Değişim nadiren dev bir kararla başlar. Çoğu zaman otomatik pilottan çıktığımız kısa bir duraklamada doğar. O kısa an, kusursuz olmasa da daha bilinçli bir cevap verebilmek için alan açar.
Bu yüzden “Bugünün küçük anı yarının hatırası olur” bir emir değil, bir sonraki adımı yeniden değerlendirme davetidir.
Aynı durum farklı insanlardan farklı cevaplar isteyebilir. Bağlam, güvenlik, sorumluluk ve kişisel sınırlar önemlidir. Düşünmek kararın yerini tutmaz; fakat gerçek seçeneği daha net görmeye yardımcı olabilir.
Bir başka yararlı yöntem, aynı hikâyeyi yakın bir arkadaşımızın anlattığını düşünmektir. Ona da kendimizden beklediğimiz şeyi mi önerirdik? Bu küçük mesafe, içeriden fark edilmesi zor olan gereksiz sertliği, korkuyu ya da alışkanlığı görünür kılabilir.